Adriana Lima
Adriana Lima
Adriana Lima (tam adı: Adriana Francesca Lima) (d. 12 Haziran 1981, Bahia, Brezilya) Brezilyalı süpermodel. Victoria’s Secret için çalışmalarıyla tanınır.
Adriana Lima, 13 yaşındayken bir alışveriş merkezinde keşfedildi. 15 yaşında iken Ford süpermodel Brezilya yarışmasında 1., 1998 yılında da; uluslararası Ford süpermodel yarışmasında 2. oldu. Daha sonra New York City’e taşınan Lima; Elite Model Management ile sözleşme imzalar ve kariyeri çıkışa geçti. Vogue, Marie Claire’de kapak olmasının yanı sıra; Christian Lacroix, Valentino, Ralph Lauren, Armani ve Christian Dior gibi markaların da başmodeli oldu. 2000 yılında Victora’s Secret mankeni olmasıyla ününü dünya çapına taşıdı. 2001 yılında; The Follow isimli filmde Mickey Rourke ve Cliwe Owen ile oynadı. 2003 yılında Lenny Kravitz ile nişanlanan Lima; 2003 yılında Beyzbol oyuncusu Derek Jeter ile çıkmaya başlayarak ilişkisini sonlandırdı. 2006 Nisan’ında yaptığı konuşmada koyu bir katolik olduğunu söyleyen Lima; bakire olduğunu ve cinselliğin evlilik sonrasında yaşanması gerektiğini belirtti.
Portekizce, İngilizce ve İspanyolca konuşabilen Lima; bir çok kez bir çok forum tarafından dünyanın en güzel kadınları arasında gösterildi.
Pınar Altuğ
Pınar Altuğ (d. 2 Eylül 1974, İstanbul), Türk manken ve dizi oyuncusu.
Saint Benoit Fransız Lisesi’nden mezun oldu. 1994′te Türkiye güzeli seçildikten sonra, yükseköğrenimini yarıda bıraktı. Umut Elçioğlu ile 3 yıl süren bir evlilik yaşadı. Bu dönemde eşi askerdeyken başka biriyle birliktelik yaşadığı dedikodusu yayıldı. Bu kişinin eşinin yakın arkadaşı Tony Teodorakis olduğu ortaya çıktı. Boşanma süresince bu haberleri yalanlayan çift, sonraları kameralara beraber görünmeye başladı ve birlikteliklerini itiraf etti. Uzun süren bu ilişkiyi bitirir bitirmez Yağmur Atacan ile beraber oldu. 2007 yılının Eylül ayında nişanlandılar.
- dizi Çocuklar*Duymasın (2002) (Meltem)
- TV Omuz Omuza (2004) (Nisan)
- Davetsiz Misafir (2005) (Defne)
- İlk Aşkım (2006) (Lale)
- Deli Dolu (2006) (Selin)
- tv sizi böyle alalım (2007) (pınar altuğ)
- tv bir dilek tut (2007) (pınar altuğ)
kaynak:wikipedia.org
Doğa Bekleriz
Doğa Bekleriz (d. 28 Kasım 1977, İstanbul) Türk manken, aktris ve TV sunucusu.
Bir dönem Gizem Özdilli ve Nigar Talibova ile birlikte kurdukları Adrenalin isimli müzik grubu ile şarkıcılık yapmış ve bu iki meslektaşıyla Ortaköy, İstanbul’da “Models” isimli bir kafe işletmiştir.
|
Konu başlıkları
|
Biyografi
Manken-modellik kariyerine ilk adımlarını 1996′da İnterstar ve 1998′de ATV tarafından düzenlenmiş iki modellik yarışmasıyla atmıştır. Çelik Erişçi’nin bir video klibinde aldığı rolden sonra hızla üne kavuşmuştur. Ünlü markalar için manken-modellik yapmaya, çeşitli dizilerde roller almaya devam etmektedir.
Manken kulaklarını japon yapıştırıcısı kullanarak yapıştırdığı için uzun süre magazin gündeminden düşmedi ve bu olay ününün artmasını sağlamıştır.
Filmleri
- 1998 - Aynalı Tahir (TV dizisi)
- 2001 - 90-60-90 (TV dizisi)
- 2002 - İki Arada (TV dizisi)
- 2005 - Kızma Birader (TV dizisi)
- 2007 - Amerikalılar Karadeniz’de
kaynak:wikipedia.org
Cansu Dere
Cansu Dere (d. 1980 Ankara) Manken, sunucu, oyuncu.
| Cansu Dere | |
|---|---|
| Doğum tarihi | 1980 |
| Doğum yeri | Türkiye |
| Eğitimi | İstanbul Üniversitesi |
| Mesleği | Manken , Oyuncu |
Ailesi Yunanistan göçmenidir. İlk ve orta ögrenimini İzmir’de tamamladı. 2000 yılında Kanal D Miss Turkey Güzellik Yarışması’nda Türkiye 3. güzeli seçildi ve o yıldan itibaren profesyonel mankenlik yapıyor.
Öğrenimine İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü 3. sınıf öğrenci olarak devam etmektedir. Hakan Yıldırım, Cengiz Abazoğlu, Ümit Ünal, Evrim Timur, Arzu Kaprol, Bahar Korçan gibi Türkiye’nin en önemli moda tasarımcılarının defilelerinde yer aldı.
ITKIB’nin tüm yurtdışı organizasyonlarında Türkiye’yi temsil eden Cansu Dere, 2002-2003 yıllarında Paris’de çeşitli defilelere katıldı ve birçok önemli fotoğrafçıyla çalışmalar gerçekleştirdi. 2006 yılı itibariyle “Sıla” isimli dizide rol alıyor. Ayrıca Kenan İmirzalıoğlu’yla birlikte Son Osmanlı Yandım Ali adlı sinema filmini çekmiştir. Filmi 1 milyonun üstünde seyirci izledi.
Televizyon kariyeri
- 2005 N- Moda program sunuculuğu : NTV
- 2005 Alacakaranlık -TV Dizisi – Yön: Türkan Derya : Show TV
- 2004 Metro Palas -TV Dizisi – Yön: Hilal Saral : Show TV
- 2004 Life Style Moda program sunuculuğu ve editörlüğü: NTV
- 2004 Türkiye’nin Yıldızları program sunuculuğu: Show TV
- 2000-2001 Kanal D’de Çocuk ve Müzik programlarında sunuculuk
- 2006-Sıla dizisi - TV Dizisi
- 2006 Son Osmanlı, Yandım Ali - Sinema Filmi
- 2007 Dünya’nın en güzel kadını ‘İstanbul’
kaynak:wikipedia.org
Tuğba Özay
Tuğba Özay Türkiye’nin en tanınmış manken ve modellerindendir. Kariyeri bütün canlılığı ile halen sürmektedir. Ayrıca 1995 Miss Model of the World dünya güzellik yarışmasında ikinci seçilmiştir.
Tuğba Özay 10 Şubat 1978′de İstanbul’da doğmuştur. Ödüller kazanmış bir ders kitapları yazarı ve aynı zamanda şair olan babası Trabzon, öğretmen olan annesi Antalya kökenlidir.
Ortaöğrenimini Fenerbahçe Lisesi’nde yapmış,daha sonra Haliç Üniversitesi Konservatuvar ve Tiyatro Bölümüne kaydolmuştur.
Başlangıçta yelkencilik ve yüzme spor dallarına ağırlık vermiş, sonradan Fenerbahçe voleybol as takımında 5 yıl voleybol oynamıştır. Ayrıca motorsiklet tutkusu ile tanınır.
Mankenliğe 1994′de bir Vakko defilesi ile başlamıştır. Aynı “Sonradan Görmeler” televizyon dizisinde bir yüzme hocası rolü oynamıştır.
1995′de Miss Model of Turkey seçilmiş, ardından Miss Model of the World yarışmasında ikinci seçilmiştir. Aynı yarışmada en iyi vücutlu model ödülünü de almıştır. 1996′da Paris’te kısa bir modellik kariyerine başlamış ise de, Türkiye’ye dönmüş, ancak yine de aynı yıl Avrupa Yılın Manken-Modeli seçilmiştir.
1996 sonrası kariyerinin temel taşları şu şekilde sıralanabilir:
1997′de Mahsun Kırmızıgül ile “Hemşerim” TV dizisinde oynamış, “Aynalı Tahir” TV dizisinde bir yardımcı rol üstlenmştir.
1998′de bir özel TV kanalında otomobil dünyası temalı bir program sunmuştur.
1999′de “Çiçek Taksi” TV dizisinde oynamıştır.
Sonraki yıllarda, “Zehirli Çiçek”, “Yapayalnız” ve “Bizim Otel” gibi TV dizilerinde önemli roller almıştır.
Mehmet Ali Erbil ile Çarkıfelek programını sunması kariyerinde belirleyici bir aşama olmuştur.
2001 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde en iyi manken-model seçilmiştir.
Ferhan Şensoy’un sahneye koyduğu “Dün Gece Ormanda Çok Komik Birşey Oldu” oyunu ile öğrencilik yıllarının aşkı tiyatroya dönüş yapmıştır.
Tuğba Özay hareketli özel hayatı ile de Türk magazin basınının gözdeleri arasında yer almaktadır. 11 Ağustos 2007′de tutuklanarak Paşakapısı Cezaevi’ne konulmuştur.
Ece ERKEN
Ece Erken ( 11.05.1978)
Doğum Yeri:Çorlu
Doğum Tarihi:11.05.1978
Göz Rengi:Mavi-Yeşil
Boy:1.68
Kilo:51
Öğrenim Durumu:Beşiktaş Atatürk Lisesi
Dinlediği Müzik Türü:Pop
Sevdiği Yemek:Spagetti
İlgilendiği Spor Dalları:Tenis, binicilik, kar kayağı, izleyici olarak futbol
Tuttuğu Takım:Beşiktaş
Aşk:Hiç yaşamadığım bir duygu
Hobiler:Araba sürmek, müzik, sinema
Fobiler:Başarısızlık, yanlış anlaşılmak, insanları üzecek bir davranışta bulunmak.
Yabancı Dil:Çok iyi derecede İngilizce
Gelecekten Beklentisi:İyi bir haber spikeri olmak
Örnek Aldığı İnsan:Herkesten birşeyler kapıyorum
Sunuculuk Kariyeri:Kral TV, Star, Kanal 6, Number One TV, Genç TV, Show TV
Hayatım… 11 Mayıs 1978′de Çorlu’da doğdum. Burcum Boğa. Babam subay olduğundan dolayı sürekli gezdik. Ağrı, Ankara, Kıbrıs’ta yaşadım. Şuanda İstanbul’da yaşıyorum. Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi mezunuyum. Boğaziçi Üniversitesi’nde televizyon ile ilgili bir bölümde okumak isterdim. İş hayatıma 12 yaşımda, Kıbrıs’ta Bayrak Radyo Televizyon’da başladım. Sonra sırasıyla; Ankara’da Radyo Vizyon’da ve Radyo Genç’te çalıştım. Ardından İstanbul’a geldim ve Kral TV’de işe başladım. Kral TV’den sonra ise, Metropol FM, Alem FM, Show Radyo ve son olarak Radyo Viva’da çalıştım. Televizyonculukta işe ilk Star kanalında başladım. Daha sonra, Kanal 6, Number One TV, Genç TV’de çalıştım. 4 yıldır da Show TV’de program yapıyorum. Bu kanaldaki sabah programım 3 yıldan beri devam ediyor.
Ailem ve arkadaşlarım…
Babamla annem ayrıldı, babam başkasıyla evlendi. Bir ağabeyim var. Deniz Harp Okulu mezunu, şimdi teğmen. Ağabeyim de evlendiği için, ben annemle yaşıyorum. Ayrı eve çıkmayı çok istiyorum ama annem izin vermiyor. Adnan Polat’ın yaptırdığı Polat Residence’da yeni bir ev aldım, annemle oraya yerleşeceğiz. Oraya geçince evimle daha çok ilgileneceğimi düşünüyorum. Çünkü bana ait bir ev olması çok önemli. Evde boş zamanım olduğunda kendim için yararlı işler yapmak isterim. Internet ile ilgilenmek de bunlardan biridir. Internet hem beni oyalıyor, hem de bana çok şey öğretiyor. Daha çok alışveriş yapabileceğim sitelere giriyorum. Henüz hiç alışveriş yapmadım, çünkü kredi kartımın numarası başkaları tarafından kullanılabilir diye korkuyorum. Ancak yapmayı da çok istiyorum. Evde olmadığım zamanlarda arkadaşlarımla sinemaya gidiyorum, akşamları yemeğe çıkıyorum. Ev hayatını seviyorum ancak dışarıda olmak daha çok hoşuma gidiyor. Tatilimi hep Bodrum’da yapıyorum. Yurtdışına gitmeyi çok seviyorum ve istiyorum. En son annem ile Paris’e gittik. İnanılmaz eğlendim, ama orası anne ile değil de mutlaka erkek arkadaş ile gidilmesi gereken bir yer. Çok romantik, herkes elele, gözgöze. Ben, arkadaşlıkta güvene çok önem veririm. Arkadaşımın, bana ait bir sırrı sonuna kadar taşıyacak birisi olması lazım. Dürüstlüğe çok önem verdiğimden, bana karşı her zaman dürüst olmalı. Çok arkadaşım yoktur. Hatta babam subay olduğu için, çok fazla çocukluk arkadaşım da yoktur. Demet isminde bir arkadaşım var, ve en çok görüştüğüm insan da odur. Onunla 5-6 yıldan beri çok iyi dostuz ve benim her sırrımı bilmesine rağmen bir tek sırrımı bile açıklamamıştır. Benim için bu çok önemli. Yani zor günümde, sevgilimse sevgilimin, arkadaşımsa arkadaşımın yanımda olması gerek. Bu çok önemli, çünkü zaten mutlu günümüzde herkes çevremizde. Sadece 2-3 tane kız arkadaşım var, onlar da bana yetiyorlar. Çünkü çok arkadaş çok can yakar gibi geliyor bana.
Sevdiklerim ve Sevmediklerim… Müzik dinlemekten çok hoşlanıyorum. İşimi çok seviyorum, programımı zevk alarak yapıyorum. Yalan, aldatma ve gürültü sevmediğim şeylerdir. Saygı benim için çok önemlidir, bence herkes birbirine karşı saygılı olmalı. Ayrıca araba kullanmayı, eğlence mekanlarına gitmeyi ve dans etmeyi çok severim. Erkek arkadaşımla yemeğe ya da sinemaya gitmek beni mutlu eder. Papermoon’da yemek yemeyi, Bayo Latino’da eğlenmeyi severim. Giyim konusunda ise tercihim genelde spor giyinmektir. Sevdiğim markalar; Donna Caran, Vakkorama, Mango, Homestore gibi gençlerin giyindiği yerlerdir. Yemek yemeyi severim ancak yapmayı sevmem, elimden de gelmez. Bir gün erkek arkadaşıma yemek yapacağıma söz vermiştim. Ancak isteksizliğimi anlayınca, yemeği o yaptı ve bana da öğretti.
Gelecekle ilgili planlarım… İyi bir evlilik yapmak istiyorum, ancak şimdilik erken diye düşünüyorum. Hayatımda birisi olunca saklamam. Gencim, bekarım, bir sevgilim olması doğal. Evliliğe giden bir ilişkim olsun istiyorum. Çocuk sahibi olmak istiyorum. İş hayatım ile iligili yeni projelerim var. 3 yıldır bir sabah programı sunuyorum ve artık insanlar beni o programla özdeşleştirdiler. Başka programlar yapmayı düşünüyorum. Mesela yarışma sunmak istiyorum. Prime time’a geçmek ve diğer yeteneklerimi de sergileyebilmek istiyorum.
Alışkanlıklarım… Dişimi mutlaka fırçalıyorum. Yemek yedikten sonra dişlerimi fırçalamazsam bir rahatsızlık hissediyorum. Giyimime de çok özen gösteririm. Gündelik hayatımda değil de bir arkadaşım ile buluşurken, gece çıkarken ya da bir davete giderken giyimime çok dikkat ederim. Çok sık su içerim. Telefonla çok konuşurum, inanılmaz bir telefon saplantım var. Elimde sürekli telefon, ya telefon açarım ya da mesaj yollarım. Tenisi çok seviyorum. Geçen sene her gün ders alıyordum, bu sayede kendimi oldukça geliştirdim. Kayak yapmayı da çok seviyorum. Ayrıca diziden dolayı ata çok biniyordum. Ama at beni kaçırdığından beri binmiyorum.
Kendimde gördüğüm artılar eksiler… Artılarım; sempatik oluşum, güleryüzlü oluşum, neşeli oluşum. Ayrıca, fiziksel olarak gözlerimi beğenirim. Eksilerim; çok çabuk sinirleniyor ve üzücü olaylar karşısında kendimi fazla yıpratıyor olmam, en ufak birşeye kafamı takıyor ve çok sık ağlıyor olmam. Çok sulugözüm. Özellikle sevgilim varsa, onunla ilgili herşeyi kafama takarım.
Zeynep Tunuslu
Zeynep Tunuslu
HAKKINDA YAZILANLAR
Korsan torunu modacı
Cemal A. Kalyoncu
Aksiyon 14 Nisan 2001 sayı 332
12 Mart’ın muhtıracı generallerinden Muhsin Batur’un Genel Sekreteri, Tunuslu Hava Kurmay Albay Mustafa Kemal Tunusluoğlu’nun kızı olan tasarımcı Zeynep Tunusluoğlu, kendisine yakıştırılan ‘çılgın modacı’ etiketine karşılık ‘Çılgın olabilecek lüksüm yok’ diyor
Çılgın kime denir? Ya da çılgın olmak için ne yapmak lazımdır? Önce tasarımlarıyla tanıdığımız, son yıllarda da gazetecilik yönüyle karşımıza çıkan Zeynep Tunusluoğlu, kendisini çılgın olarak kabul etmese de o etiket ona çoktan yapıştırılmış bile: “Çılgınlık bence daha yüksek düzeyde olmalı. Özgür olmak gerekiyor. Benim bir sürü sorumluluklarım var. Aileme karşı, çocuğuma karşı… Çılgın olabilecek bir lüksüm yok.” Böyle olunca, bir kez daha fark ettim ki, sihirli camdan izlediklerimiz ile yazılı basının, kişiler hakkında bizlere aktardıkları gerçekleri yansıtmıyor sanki. Ya da kişiler zamanla değiştiklerinin farkında değiller. ‘Siz de yazılı basının bir temsilcisi değil misiniz?’ sorusunu sormak hakkınız, biliyorum, ama…
— Peki o zaman bu ‘çılgın’ etiketini kimler, niçin yapıştırmıştı Zeynep Tunusluoğlu’na?
“O senelerdeki kalıpların dışında bir koleksiyon hazırlamam belki çılgınlık oldu. Ya da herkesin kalıplaşmış fikirlerini takip etmemem… Ekip halinde hiç hareket etmedim. Bireysel davranışlarım çılgınlık olarak yorumlanıyor olabilir.”
Modacı Zeynep Tunusluoğlu, 12 Mart’ın Hava Kuvvetleri eski Komutanı Muhsin Batur Paşa’nın tam da o tarihlerde genel sekreteri olan Mustafa Kemal Tunusluoğlu’nun kızıdır. Soyadından da anlaşılacağı üzere, Mustafa Kemal Bey, aslen Tunuslu’dur: “Herhalde korsandılar. Gemi ticareti yapmışlar. Denizle uğraştıklarına göre… Tunus’tan gelip Arnavutluk’a yerleşmişler.” Mustafa Kemal’in babası, Zeynep Tunusluoğlu’nun da dedesi olan Niyazi Zekeriya eşi Mai Zübeyde Hanım’ı da alarak Bursa’ya gelmiş ve askeriyeye girerek jandarma binbaşı rütbesiyle emekli olmuş birisidir. Onun iki çocuğundan biri olan ve 1929′da doğan oğlu Mustafa Kemal Tunusluoğlu ise önce mimar olmak ister. Ancak ekonomik şartlar yüzünden ailesine yük olmamak için askeriyeye girer ve bütün okullarını birincilikle bitirir. Fransız Hava Harp Akademisi mezunu olan Tunusluoğlu, 1974′te Hava Kurmay Albay olarak askeriyeden istifa eder. NATO karargahlarında da görev alan Tunusluoğlu, 1975′ten sonra ise bir süre THY’de vazife üstlenir. Ardından Agasi Şen ile kurduğu Bursa Hava Yolları’nda genel müdürlük yapar. Çeviri kitapları da olan Tunusluoğlu, evliliğini ise Mekke Kadısı’nın oğlu Molla Esat Efendi’nin oğlu Eskişehir’e gelip yerleşmiş makina mühendisi Mehmet Sedat ile Rumelili Hidayet Havva (Haverikzade) Duransoy’un kızı, ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Ayla Hanım’la yapar.
Zeynep Tunusluoğlu işte bu, 1993′te vefat eden Mustafa Kemal ile Ayla Tunusluoğlu çiftinin iki çocuğundan (diğeri bugün sigortacılık yapan Ahmet Zekeriya’dır) küçüğü olarak 27 Mayıs’tan iki yıl sonra dünyaya gelir. Ve Zeynep henüz dört yaşında iken babasının Moskova’da hava ataşeliği görevine getirilmesi ile aile de buraya gider. İki yıl sonra (1968′ler) Mustafa Kemal Tunusluoğlu’nun görev yeri, Mürted Hava Üssü F—104 Filosunun ilk komutanı olarak Diyarbakır’dır: “Diyarbakır’ın anılarımda çok parlak bir yeri var. Kadınların yerel giysilerinin renkleri, şallar, lastik ayakkabılar… Görsele olan düşkünlüğüm ve bağlantım orada atılmış diyebilirim.” Diyarbakır, küçük Zeynep’i büyülemiştir. İki yıl sonra, ailenin yeni ikamet yeri Ankara olur. Eğitimine burada Maltepe İlkokulu’nda başlayan Zeynep, diplomasını, babasının İzmir NATO karargahına tayin olması ile de Hakimiyeti Milliye İlkokulu’ndan alır: “Çok iddialı bir öğrenci idim. Hırslı idim. Detaylarla çok ilgilenirdim. Kim ne giymiş, kimin kulağı ne renk..?” Zeynep’in sanata ilgi duymasında Diyarbakır’ın dışında ailenin de etkisi vardır: “O beslenmekle ilgili. Anneannem minyatür sanatçısı. Babam resim yapıyor. Ailede devamlı müzik çalınıyor. Annemle babam gönüllü olarak turizm rehberi de oldular. Hafta sonları mecburi olarak arkeolojik gezilere gidiliyor.” İşte böyle bir ortamda yetişen Zeynep, henüz 11 yaşında iken kendi elbisesini kendisi diker.
Zeynep Tunusluoğlu, derken 1980′de mezun olacağı Ankara Koleji imtihanını kazanır. Babası İstanbul’a tayin edilirken o da Ankara’nın yolunu tutar ve yatılı olarak okuyacağı kolejde iddialı bir öğrenci tipi sergiler: “En iyi olabilmek için çalışırdım, yoksa birşey öğrenmek için değil.” Nergis Kumbasar, Füsun Önal ve Reha Muhtar gibi bugünün tanınmış simaları arkadaşları arasında yer alan Tunusluoğlu, tıp veya güzel sanatlar okumak istemesine rağmen ilk tercihi olan Hacettepe İngiliz Filolojisi’ni kazanır: “Darbe senelerinin sonu idi. Askerlerin gölgesi altında bir sene okula gittim. Nefret ettim. İntibak edemedim üniversiteye. Askerin kontrolüne girdiğimiz senelerdi. Onu hatırlıyorum.”
Zeynep Tunusluoğlu’nun, babası muhtıracıların çok yakınında bulunmasına rağmen, evde konuşulmadığı ve kendisi de küçük olduğu için anılarında bu yıllardan hiçbir kayıt yoktur.
— Neler hatırlıyorsunuz o yıllardan?
“Evde böyle şeyler konuşulmazdı.”
— Daha sonraki yıllarda babanızın darbe yapanlarla beraber olduğunu fark ettiğinizde ne düşündünüz?
“Babam istediği anda tek başına birşeyler yapabilecek potansiyele sahipti. Koskocaman bir hava üssünün komutanı idi. Ama babam iktidarını öyle kullanacak biri, politik iktidara alet olacak bir adam değildi.”
— Darbelere nasıl bakıyorsunuz?
“Beceriksiz politikacılar oldukça asker darbe yapacaktır. Türkiye’yi demokratik bir ülke olarak da görmüyorum zaten.”
— Zeynep Tunusluoğlu, babasının kızı olduğu için mi böyle söylüyor yoksa gerçekten inandığı için mi?
“Benim inancım sonuçta bu. Ne yazık ki böyle. Keşke asker darbe yapmak zorunda kalmasa. Ama iyi yönetilmeyen bir ülkede kesin sonuç bu. Benimle babam arasında bir bağlantı kurmaya çalışıyorsunuz. Ben o zamanlar büyük olsa idim babamı teşvik ederdim darbe yapsın diye. Onun yerinde olsa idim ben de darbe yapardım diyorum.”
Tunusluoğlu, üniversite eğitimini yarıda bıraktıktan sonra Milano’ya gider. Bir süre sonra Türkiye’ye döner ve çalışma hayatına atılır. Tina adlı bir Yahudi hanımın yanında iş hayatına giren Zeynep Tunusluoğlu, altı ay sonra, bir moda fuarında Mudo’nun sahibi Mustafa Taviloğlu’nu görür: “Sizde çalışmak isterim diye teklifte bulundum.” İki yıllık vitrin dekoratörlüğünün ardından bu sefer Mualla Özbek’in yanında çalışmaya başlar. Bu arada da İstanbul Maslak’ta küçük bir yer kiralayarak kendi işini kurma yolunda ilk adımını atar Tunusluoğlu: “O kulübede o yaz bir koleksiyon yaptım. Kertenkeleli tişörtler. Param da yoktu. Otobüse binip Vakko’ya gidip, saatlerce bekleyip, ‘Bu tişörtlerimi görür müsünüz? dediğim oldu. Sonuçta bir çok firmadan siparişler aldım. Ve bir senenin sonunda orası dar gelmeye başladı.” Yıl 1986′dır. Tunusluoğlu, imzasını büyütmektedir. Yerini de değiştirir ve Osmanbey’de bir mağaza açar. Ardından Ankara ve İzmir’de mağazalar… Birden bire büyür ve 1996′ya kadar mağaza sayısı 30′lara kadar yükselir.
Müzik ve mimari akımlardan beslenerek isminden söz ettiren bir tasarımcı haline gelen Zeynep Tunusluoğlu, işte bu sırada ‘çılgın modacı’ etiketini de yer: “Madonna beni her zaman çok etkilemiştir. Mozaik müzeleri ve Osmanlı tarihi çok etkileyici. Otantik olan çizgilere her zaman yer verdim. Bir şalvarı ceketle karıştırarak modern çizgiye getirebilmek… Bir mevlevi dervişinin dönüşü bile etkiliyor.” 1995′te oğlu Kanat (1993 sonunda besteci Uzay Heparı ile evlendi. Heparı, evlendikten altı ay sonra geçirdiği bir motosiklet kazasında hayatını kaybetti) doğduğu için meleklerden esinlenerek yaptığı ‘melekli’ ve ‘tılsımlı’ koleksiyonlarını, tasarladığı onca koleksiyon arasında unutamadıkları olarak öne çıkaran Tunusluoğlu, aşırı büyümeyi kaldıramadığı için toparlayamaz. Ve 1996 senesinde tıkanır: “Dedim ki, ben en iyisi yine bakkal olayım. Çünkü özgürlüğümü kaybediyorum. Dükkanımı atölye haline getirdim.” 1995′te oğlu Kanat için birinci yıl armağanı olarak bir de kitap yazan Tunusluoğlu, 1996′dan sonra da gazeteciliğe soyunur: “Bugüne kadar her işimi kendim teklif ettim. Kimse bana iş teklif etmedi.” Doğan Grubu’nda kısa süre de olsa çıkan Haber Extra adlı dergide bir sayfa hazırlamaya başlar. Bir süre sonra Donna adlı kadın dergisinin başına getirilmek istenir. Ancak Tunusluoğlu, kendi dergi projesini hazırlama fikrini geliştirir. Aman dergisini çıkarır ortaya: “Altı ay bunu kim çıkaracak diye araştırdım. Sonuçta Akşam grubu ‘tamam’ dedi. İki ayda bir 164 sayfa olarak çıkıyor şimdi. 164 tane elbise hazırlar gibi projelendirmek, zaman zaman fotoğraf çekmek, araştırma yapmak beni manevi olarak tatmin ediyor. Öyle çokça iddiam yok. Şuyum olsun, buyum olsun diye hırslarım da yok. Hırsım kendimi daha fazla geliştirmek… En önemlisi sağlıklı ve huzurlu olabilmek.” Uzun zamandır tasarım dünyasında gözükmeyen Zeynep Tunusluoğlu, ‘kendisini hatırlatmak’ için yakın zamanda ‘minik’ bir koleksiyonla yeniden karşımıza çıkacak: “Tekrar boyaların içine girmek bana iyi gelecek. Tasarımcılık benim kimliğim zaten.”
Kollektif hareket etmeyen, bu yüzden hiç bir yere de üye olmayan Tunusluoğlu için oğlunun doğumu dışında babasının vefatı da bir dönüm noktası olmuştur: “Babam ölünce bir ansiklopedi dağıldı ve kağıtları yere uçtu sanki.” Ailesi dışında Mualla Özbek, Mustafa Taviloğlu ve Aykut Hamzagil’in kendisine verdiği destekleri unutamayan, doğu kökenli ve daha çok ‘tramlı müziklerden’ hoşlanan, Bilgi Üniversitesi’nde Nesrin Topkapı’dan oryantal dans kursları alan ve insanları incelemeye meraklı olan Tunusluoğlu, hayatın, faturaları ödemek için para kazanmak dışında başka bir anlamı daha olduğunun bilincindedir: “Dini fikirlerimi de size söylemek isterim. Sonuçta bence gerçek içsel sevgi önemli. Allah gibi büyük bir gücün var olduğuna inanmak istiyorum. Allah’ın herkese aynı yeteneği verdiğine inanıyorum. Sadece kendini ifade etme biçimindeki cesarettir, bizi farklı kılan.”
Gamze Gözalan
Gamze Gözalan ( 1962)
Doğum Tarihi 1962
Boy 165
Kilo 85
Göz Rengi Kahverengi
Sinema Filmleri ve Yönetmenleri
Abuk Sabuk Bir Film ( Şerif Gören )
Varyemez ( Orhan Aksoy )
T.R.T’de çeşitli TV. Filmleri
TV Yapımları ve Yönetmenleri
Fosforlu Cevriye ( Ümit Elçi )
Melek Karım ( Adem Elçi )
Duygu Çemberi ( Kartal Tibet )
Tanrı Misafiri ( Kartal Tibet )
Baskül Ailesi ( Berrin Dağçınar )
Özel Beceriler
Yüzme , bisiklet , müzik , sunuculuk.
Arzum Onan
Arzum Onan
31 Ekim 1973 yılında Ankara’da, Memur bir ailenin tek çocuğu olarak doğdu. İlkokulu Ankara, Orta ve Liseyi İstanbul’da tamamladı. Endüstri Meslek Lisesi, Yapı Ressamlığı bölümünden mezun oldu. 1992 Yılında Gaye Sökmen Ajans da Mankenlik ve Modelliğe başladı. 1993 yılı Nisan’ında ‘Mıss Turkey’ yarışmasında ‘Türkiye Güzeli’, aynı yılın Temmuz ayında ‘Mıss Europe’ yarışmasında ‘Avrupa Güzeli’ seçildi. 1996 yılında Aktör Mehmet Aslantuğ’la evlendi. Önemli bir reklam kampanyasıyla üç yıl kamera karşısına geçti. 1997 yılında dört yıl sürecek yoğun tempolu bir Televizyon dizisi (Sıcak Saatler) için çalışmaya başladı. Bu tarihten itibaren, genellikle kamu yararına gerçekleştirilen özel defilelerde modellik yapmakta ‘Can’ adında bir oğlu var.
FİLM ve TV DRAMALARI
Yeni Bir Yıldız Film 1996
Sıcak Saatler Drama 1997-1998-1999-2000
Aşk ve Hüzün Drama 2000
Zeybek Ateşi Drama 2002



