Mehmet Gül

Mart 14, 2008 by admin  
Filed under Siyaset

Mehmet Gül

1950 yılında Yozgat’ta doğan Mehmet Gül, bir dönem ülkücü hareketin liderliğini de yaptı. Türkiye, Mehmet Gül adını ilk olarak 16 Mart 1978′de İstanbul Üniversitesi’nde okuldan çıkan öğrencilerin üzerine ateş açılmasıyla tanıdı. 7 kişinin öldüğü, 41 kişinin de yaralandığı olaya Gül’ün de adı karıştı. Gül, yargılandığı davadan beraat etti ancak dosya bir türlü aydınlatılamadı.

-KATLİAM SANIKLIĞINDAN MİLLETVEKİLLİĞİNE-

Gül, 21. dönemde MHP’den İstanbul Milletvekilli olarak seçildi. Milletvekilliği döneminde ilginç çıkışlarıyla tanınan Gül, bazı milletvekilleriyle birlikte Küba’ya giderek, başında Che beresiyle kurt işareti yaparak poz verdi.
Daha sonra Devlet Bahçeli tarafından MHP’den uzaklaştırılan Gül’ün ismi kamuoyunda mini Susurluk olarak bilinen Matkap Operasyonda da geçti. Kendilerini “JİTEM’ciyiz, Yeşil`in adamıyız” diye tanıtarak çalıştıkları öne sürülen suç örgütüne yönelik operasyonda aranan Gül, bir süre sonra İstanbul Emniyeti’ne giderek ifade verdi. Gül, Emniyet’ten ayrılırken “Yanlışımız olmaz. Buna mazimiz ve bugünkü durumumuz kefildir” dedi.

Mehmet Gül, (d. 1950, Yozgat, Türkiye – ö. 13 Mart 2008, Kiev, Ukrayna), Türk hukukçu, siyasetçi, iş adamı ve TBMM 21. Dönem İstanbul Milletvekili.

Yükseköğrenimini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yapan Mehmet Gül, bu yıllarda ülkücü hareketlerin başını çekmiştir. 16 Mart 1978′de İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde yaşanan, öğrencilerin üzerine ateş açılması olayına adı karışmıştır.[1] 7 kişinin öldüğü, 41 kişinin de yaralandığı olay hakkında açılan davada, Mehmet Gül de yargılanmıştır. Olay aydınlatılamamış; fakat Gül, delil yetersizliğinden ötürü beraat etmiştir. Gül’ün adı, ilerleyen yıllarda da çeşitli soruşturmalarda geçmiştir.[2]

Milliyetçi Hareket Partisi’nden TBMM 21. Dönem İstanbul Milletvekili seçilen Mehmet Gül, kamuoyunda ilginç çıkışlarıyla tanınmıştır.[1] Mehmet Gül ayrıca TÜMİSAD Başkanlığı, 75. Yıl Spor Kulübü Başkanlığı, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanlığı ve Beşiktaş Jimnastik Kulübü üyeliği görevlerinde bulunmuştur.[3]

Mehmet Gül, Hepatit B’ye yakalanmış; 2007 yılında bu hastalık siroza dönüşmüştür. Bunun sonucu, Gül’e aynı yıl karaciğer nakli gerçekleştirilmiştir.[4]

İş adamı olan Mehmet Gül, mesleği nedeniyle son dönemlerde sık sık Ukrayna’ya gitmiş ve oradaki iş adamlarıyla temasa geçmiştir. Ölümünden yaklaşık bir hafta önce 8 Mart 2008′de, yine Ukrayna’ya gitmiş, burada Çernovski ve Kertaski’yi ziyaret etmiştir. 12 Mart 2008 tarihinde ülkenin başkenti Kiev’e geçen Gül, aynı gün burada bir rahatsızlık geçirmiştir. Geçirdiği rahatsızlığın ardından hastaneye kaldırılan Gül, 13 Mart 2008 günü TSİ 17:30 sularında hayata veda etmiştir.[5] Mehmet Gül’ün kan pıhtılaşması nedeniyle yaşamını yitirdiğinden şüphelenilmektedir; fakat ölüm nedeni henüz kesinleşmemiştir.[4]

Eski MHP İstanbul milletvekili Mehmet Gül, Ukrayna’nın başkenti Kiev’de yaşamını yitirdi. Gül’ün cenazesi cumartesi günü Türkiye’ye getirilecek.
 

Mehmet Ali Talat

Ocak 13, 2008 by admin  
Filed under cumhurbaşkanı

Mehmet Ali Talat ( 1952)

1952 yılında Girne’de doğdu. İlk ve Orta öğrenimini Girne ve Lefkoşa’da tamamladı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliğinden M. Sc. derecesi ile 1977 yılında mezun oldu.

Türkiye’de yüksek öğrenim gördüğü sürece Kıbrıslı Türk öğrencilerin oluşturduğu derneklerde yönetici ve başkanlık görevlerinde bulundu. Kıbrıslılar Öğrenim ve Gençlik Federasyonu (KÖGEF) Kurucu Başkanlığını yaptı.

1 Ocak 1994 tarihinde kurulan 1′inci Demokrat Parti - Cumhuriyetçi Türk Partisi Koalisyon Hükümetinde Milli Eğitim ve Kültür Bakanı olarak görev aldı. 2′inci DP - CTP Hükümetinde de Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nı sürdüren Talat, 3′üncü DP - CTP Hükümetinde Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı görevini yürüttü.
X

HAKKINDA YAZILANLAR

Buzdolabı tamirciliğinden başkanlığa
Hürriyet 18.04.2005

KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 1952 yılında Girne’de doğdu. Ortaöğrenimini KKTC’de tamamladıktan sonra Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Fakültesi’nden mezun oldu.

1977’de yine ODTÜ’de yüksek lisans eğitimi alan Talat uzun yıllar Girne’de buzdolabı tamirciliği yaptı. Talat siyasi hayatına Türkiye’de başladı ve adaya döndükten sonra sol görüşlü Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) içinde hızla yükseldi. 1993’te DP-CTP koalisyon hükümetinin Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nı yaptı. 1996’da CTP Genel Başkanı seçilen Talat, 2003 seçimlerinde partisini iktidara taşıdı. Talat, 20 Şubat 2004 tarihindeki seçimlerden CTP’yi daha da güçlü çıkardı. Seçimden sonra başbakan olan Talat, 17 Nisan 2005 tarihinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini kazanarak Denktaş’tan sonra KKTC’nin ikinci cumhurbaşkanı seçildi.

Yeni dava dönemi
Ömer BİLGE / LEFKOŞA
Hürriyet 18.04.2005

KKTC’de dün yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sandıktan, oyların yüzde 55.6’sını alan CTP lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat çıktı. Sonuçların ardından, ‘Sessiz bir devrim gerçekleştirdik’ diyen Talat, hedeflerini Hürriyet’e açıkladı. Talat, ‘Eski dava çöktü, yenisi başlıyor’ dedi.

CTP lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat, dün yapılan seçimlerde oyların yüzde 55.6’ini alarak, en yakın rakibi UBP lideri Derviş Eroğlu’na yüzde 33 fark attı ve Cumhurbaşkanı oldu. Talat, sonuçların ardından düzenlediği basın toplantısında, ‘Sessiz bir devrim gerçekleştirdik. Kıbrıslı Rumlar’a da barış elimizi uzatıyoruz. Onlar tutuncaya kadar elimiz uzatılmış kalacak’ dedi.

Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulduğu 1975’ten bu yana Kıbrıs Türkleri’nin altı dönem üst üste seçtiği Rauf Denktaş’ın ardından ikinci Cumhurbaşkanı olan Talat, Hürriyet’e şu mesajları verdi:

AYRI DEVLET DAVASI ÇÖKTÜ

Ben de Denktaş gibi ‘dava’ sözünü kullanıyorum. Denktaş’ın davası Kıbrıslı Türklerin ayrı bir devlet sahibi olması ve bu devletin dünya tarafından tanınması, bu olmazsa Türkiye’ye entegre olmasıdır. Davasını günün koşullarına uyarlamayı başaramadı. Kıbrıs davası çöktü. Davayı kaybetmişken, Kıbrıslı Türklerin Annan Planı’nda koyduğu güçlü irade dünyayı şoke etti. Yeni dava bizim hükümete gelmemizle başladı. Bu yeni bir politika ve yeni bir hedeftir. Bu hedef geçmişte olduğu gibi Kıbrıs’ta ayrılığı sonsuza kadar pekiştirecek değil, ayrılığı ortadan kaldırarak Kıbrıs’ın bütünlüğünde eşitliği sağlayarak varılacak bir hedeftir. AB hedefidir.

Bütün dünyaya onların (Rumların) gerçek niyetlerini göstereceğiz. Papadopulos’un 2005’i EOKA yılı ilan etmesi ve bunun dışında her türlü fanatizmi desteklemesini teşhir edeceğiz. Bunların Avrupai yaklaşımlar olmadığını ortaya koyacağız. Onu izole ederek çözüm yoluna zorlayacağız.

Geçmişte Rum tarafının hataları veya art niyetli politikaları kamufle ediliyordu. Rumların reddedeceği durumlar ortaya çıkınca Rumlara fırsat vermeden Denktaş reddederdi. Bundan sonra Denktaş engeli yok. Türk halkının çıkarları için meydanlara çıkılacak artık.

DENKTAŞ’A DANIŞIRIM AMA

Denktaş Bey eğer hakikaten tavsiye ve görüş ortaya koyma eğiliminde olursa onunla işbirliği yapmak elbette söz konusu. Ancak şu anda ortaya koyduğu gibi marjinal durursa o zaman olmaz. Annan Planı’na ‘hayır’ demesiyle ilgisi yok. Şimdi ‘Ulusal Konsey kuracağım, TMT ruhu, filan’ diyor. Bu halka isyandır. Kıbrıs Türk halkının iradesine saldırıdır, marjinal çıkıştır.

Öte yandan Türkiye ile ilişkilerin iyi olması dışında bir şansımız yok. Türkiye ile iyi ilişkilerin olmadığı tanınmamış bir KKTC’nin yaşama şansı yok. Türkiye’nin müdahaleci tutumlarına karşı geçmişte hep karşı çıktık. Ama özellikle son zamanlarda Türkiye’nin bu tavırlarında çok değişiklik var. Son genel seçimler ve bu cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk kez Türkiye müdahale etmedi. AB ve ABD’nin beni desteklediği belli. Müdahale demek fiili olarak işin içine girmek demektir.

Cumhurbaşkanı Talat’tan dört mesaj

Bütün Kıbrıs Türk halkını kucaklayacağım

Şimdi yeni dava var: Birleşik Kıbrıs ve AB

Papadopulos’u teşhir ve izole edeceğim

Türkiye ile ilişkilerin iyi olması şart

FARK ATTI

9 adayın yarıştığı seçimlerde, CTP lideri Mehmet Ali Talat sandıktan açık farkla lider çıktı. UBP lideri Derviş Eroğlu ve DP’nin adayı Mustafa Arabacıoğlu yüzde 10 oranını aşarken, geriye kalan 6 aday arasında yüzde 5’i aşan olmadı.

Talat’ın ilk turda kazandığı seçimin sonuçları şöyle:

M. Ali Talat: % 55.6

Derviş Eroğlu: % 22.8

M. Arabacıoğlu: % 13.1

Nuri Çevikel: % 4.79

Zeki Beşiktepeli: % 1.72

Hüseyin Angolemli: % 1.05

Zehra Cengiz: % 0.44

Arif Salih Kırdağ: % 0.30

Ayhan Kaymak: % 0.17

En düşük katılım

Seçimlere katılım beklenenin çok altında gerçekleşerek yüzde 64’te kaldı. Düşük katılım, KKTC halkının son iki yıldır kısa aralıklarla sandığa gitmesine bağlandı. Kıbrıslı Türkler, bugüne kadar gerçekleşen 6 cumhurbaşkanlığı ve 10’dan fazla parlamento seçimine yüzde 81’lik bir ortalama ile katılmıştı. Dünkü seçimde 147 bin 823 seçmen, 577 sandıkta oy kullanarak 9 Cumhurbaşkanı adayı arasından tercihini belirledi. Rauf Denktaş’ın oy kullandığı Lefkoşa’daki 130 no’lu sandıktan da Talat’ın çıktığı seçimde, CTP-BG adayı Başbakan Mehmet Ali Talat, UBP adayı Dr. Derviş Eroğlu, KSPartisi adayı Zehra Cengiz, DP adayı Dr. Mustafa Ş. Arabacıoğlu, YP adayı Nuri Çevikel, TKP adayı Hüseyin Angolemli ve bağımsız adaylar Ayhan Kaymak, Arif Salih Kırdağ ve Zeki Beşiktepeli yarıştı.

Cumhurbaşkanı seçilebilmek için geçerli oyların yarısından bir fazlasını almak gerekiyor. Salt çoğunluğa ulaşılamaz ise, en yüksek oy alan iki aday bir hafta sonra yapılacak ikinci tura kalıyor.

Zeytin fidanını saray bahçesine dikecek

Başbakan Talat ve eşine, Talat’ın kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın bahçesine dikmeleri için 2 adet zeytin fidanı hediye edildi. Talat zeytinin Kıbrıs’ın simgesi olduğunu ve ilk fırsatta zeytin fidanlarını kendi elleri ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın bahçesine dikeceğini belirtti.

kaynak:biyografi.net

Mehmet Esat Bülkat

Ocak 6, 2008 by admin  
Filed under Asker

Mehmet Esat Bülkat

Mehmet Esat Bülkat (Esat Paşa) (d. 18 Ekim 1862, Yanya - ö. 2 Kasım 1952 İstanbul)

Hayatı

Yanyalı Mehmet Emin Efendi’nin oğludur. 1890′da kurmay yüzbaşı olarak Erkan-ı Harbiye Mektebini bitirdi. Aynı yıl Almanya’ya giderek burada askeri görevlerde bulundu. Temmuz 1893′de Kıdemli Yüzbaşı olarak İstanbul’a döndü. 5 Kasım 1893′de Binbaşı oldu ve Osmanlı Ordusu’nu düzenlemekle görevli Goltz Paşa’nın yardımcılığına atandı. Osmanlı-Yunan savaşı çıkınca 18 Nisan 1897′de Yanya Kolordusu Kurmay Başkanlığı’na atandı. Burada gösterdiği başarıdan dolayı 31 Ocak 1898′de rütbesi Albaylığa yükseldi. 1899′da Harbiye Mektebinin ders nazırlığına, daha sonra da kurmay başkanlığına atandı. Harbiye mektebindeki hizmetlerinden dolayı 27 Kasım 1902′de Mirlivalığa (tuğgeneral) ve 17 Ocak 1906′da Ferikliye (tümgeneral) yükseltildi. 15 Temmuz 1907′de Selanik’teki 3. Ordu Komutan Yardımcılığına getirildi.

1911′de Gelibolu’da 5. Nizamiye Tümeni, çok geçmeden de Tekirdağ’da 2. Kolordu ve 12 Temmuz 1911′de İşkodra Müretteb Kuvvetleri Komutanlığına atandı.

İtalya’nın savaş ilan etmesi üzerine 16 Eylül 1911′de Yanya Bağımsız Tümen Komutanı ve seferberlik projesi gereği olarak 10 Ekim 1911′de Yanya Kolordusu komutanı oldu. Balkan Savaşları’nda 5 Mart 1913′e kadar Yanya ve civarını üstün düşman kuvvetlerine karşı savunarak büyük bir kahramanlık gösterdi.

16 Ocak 1913′de Tekirdağ’da 3. Kolordu Komutanlığına ve I. Dünya Savaşı’nda Gelibolu Yarımadasında 3. Kolordu ve Arıburnu Kuzey Grubu Komutanlığına atandı. Burada Çanakkale Boğazı’nın kilidi sayılan Conkbayırı’nı düşman kuvvetlerine karşı büyük fedakarlıklara katlanarak savundu. Çanakkale’deki hizmetlerine ödül olarak 15 Eylül 1915′de Tümgeneralliğe yükseltildi. Goltz Paşanın Bağdat Komutanlığı’na gitmesi üzerine 3 Kasım’da 1. Ordu Komutanlığına atandı. Almanya’nın Doğu ve Batı cephelerini görmek üzere 1917′de Berlin’e gitti ve burada incelemelerde bulundu.

Yurda dönünce 21 Şubat 1918′de Bandırma’da 5. Ordu Komutanlığı’na ve 22 Haziran’da Batum’da 3. Ordu Komutanlığı’na atandı. Bundan sonra 2. Ordu Genel Müfettişliği’nden 22 Kasım 1919′da emekliğe ayrıldı. Salih Paşa kabinesinde Bahriye Nazırlığı görevinde bulundu.

Balkan Savaşları’nda Yanya’da gösterdiği müdafaa ve direnişi ile tanınan Esat Paşa Çanakkale’de de düşman kuvvetlerinin boğazı geçerek, İstanbul’a varmasını önleyen kumandanlardan biri olmuştur.

Esat Paşa’nın Çanakkale Savaşları’nda yeri ve önemi

25 Nisan 1915′de İngiliz ve Fransız birliklerinin Seddülbahir ve Arıburun bölgelerinde karaya çıkarma yapmasıyla Çanakkale Kara Savaşları başlamış oldu. Haziran ayına kadar süren saldırılar Türk kuvvetleri tarafından karşılandı ve düşmanın geri çekilmesi sağlandı. Bunun üzerine tekrar saldırı kararı alan İtilaf Kuvvetleri haziran ve Temmuz ayı boyunca Türk mevkilerini sürekli ateş ve bombardıman altında tuttular.

Bu sırada Gelibolu’daki savunma hattı iki kısma ayrılmıştı. Esat Paşa Arıburun Kuzey Grubu komutanı olarak, kardeşi Vehip Paşa da Güney Grubu Komutanı sıfatıyla düşmanın kuvvetli saldırılarına karşı direniş göstermekte idi. Kuzey Grubu komutanı Esat Paşa Haziran ve Temmuz aylarında İngiliz ve Fransız birliklerinin Arıburnu’na yaptıkları taarruzlar karşısında zor şartlar altında düşmanı karşılamış ve geri püskürtmüştür.

Bundan sonra Ağustos ayında düşman kuvvetleri Conkbayırı denen mevkii üzerine harekete geçmiş ve burayı ele geçirmek için hazırlıklara başlamıştır. 6 Ağustos’ta başlayan düşman taarruzu Conkbayırı’nı korumakla görevli Esat Paşa emrindeki Türk kuvvetleri tarafından karşılanmış ve düşman yenilgiye uğratılmıştır .

Ağustos sonuna kadar devam eden savaşlar sonunda İtilaf Kuvvetleri mevki yönünden çok önemli olan Conkbayırı’nı ele geçirememiş ve Çanakkale’den geçerek İstanbul’u işgal etme emelleri suya düşmüştür. Özellikle Conkbayırı savaşlarında büyük kahramanlık gösteren Esat Paşa, Mustafa Kemal Atatürk’ün de bu bölgede Anafartalar Savaşları’nda zafer kazanmasında büyük paya sahiptir. Çünkü Mustafa Kemal’in Anafartalar Kumandanlığına atanmasını sağlamış ve onun burada yeteneğinin görülmesi ve dünyaca tanınan bir asker olması bu sayede mümkün olmuştur. Esat Paşa, İtilaf Kuvvetlerinin Çanakkale Boğazını geçerek İstanbul’a gelmesini önleyen üç önemli kumandandan biri olarak ortaya çıkmaktadır. Diğer iki kişi, Çanakkale Müstahkem Mevki komutanı Cevat Paşa ve Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Paşa’dır.

Esat Paşa’nın “Çanakkale Hatıraları” (4 cilt) ve “1912-1913 Balkan Harbi” adlı iki önemli eseri vardır.

Kaynakça

  • İhsan Ilgar, Çanakkale Savaşları 1915, Kültür Bakanlığı Yayınları Ankara, 1982 Hakan ERELİ

 

kaynak:wikipedia.org

Mehmet Altan

Aralık 30, 2007 by admin  
Filed under edebiyatçılar

Mehmet Altan, Türk gazeteci, yazar.

Ocak 1953′de Ankara, Türkiye’de doğdu. Çetin Altan ın oğlu ve Ahmet Altan ın kardeşidir. İlk, orta ve yüksek öğrenimini İstanbul’da yaptı. Yüksek öğrenimi sırasında özel sektörde ve Türk Haberler Ajansı’nda görev yaptı. 1979 yılında doktora yapmak için Fransa’ya gitti. Paris I. Pantheon Sorbonne Üniversitesi’nde, Türkiye-İMF ilişkilerini inceleyen çalışmasıyla 1980 yılında uzman, Türkiye’nin ABD ve SSCB ile ilişkilerini inceleyen teziyle de iktisat doktoru oldu. Doktora eğitimi sırasında çeşitli gazetelerde çalıştı, Cumhuriyet Gazetesi’nin Paris muhabiri olarak görev yaptı. 1984 yılında Türkiye’ye dönen Altan’ın 1985 yılında, Paris’teyken yazdığı denemeleri Kanatlı Karınca adlı kitapta topladı. Akademi Kitabevi Deneme Ödülünü alan bu kitaptan sonra, tezinden esinlenerek yazdığı Süperler ve Türkiye adlı bilimsel çalışması yayımlandı.

Altan’ın, Türkiye’deki “devlet” kavramını irdelemeyi amaçladığı Marks’tan Sevgilerle adlı kitabının yanında, Türkiye’e neredeyse her on yılda bir yinelenen askeri darbelerin ekonomik nedenlerini incelediği “Darbelerin Ekonomisi” ve Türkiye’den yeryüzüne bakmaya çalıştığı edebi yazılarını içeren “Matadorun Ölümü” adlı kitapları da bulunmaktadır. Altan aynı zamanda ikinci cumhuriyetçiliğin fikir babasıdır. Halen İstanbul Üniversitesi İktisat Politikaları Ana Bilim Dalı profesörü ve Star Gazetesi yazarıdır. Bilimsel arastirma arama motoru Google scholar’a gore, kaydadeger bilimsel yayini bulunmamaktadir.

Yayınlanmış Eserleri

  • Kanatlı Karınca, Nisan Yayınları 1985
  • Süperler ve Türkiye, AFA Yayınları 1986 (tükendi)
  • Marks’tan Sevgilerle, Güneş Yayınları 1989
  • Darbelerin Ekonomisi, AFA Yayınları 1990
  • Matadorun Ölümü, Nisan Yayınları 1992
  • Darbelerin Ekonomisi, İyi Adam Yayınları, İstanbul 2001
  • ‘Köylüler Ne Zaman Manşet Olur’, Zaman Kitap

kaynak: wikipedia.org

Mehmet Akif Ersoy

Aralık 30, 2007 by admin  
Filed under edebiyatçılar

Mehmet Akif Ersoy, (d. 20 Aralık 1873, İstanbul – ö. 27 Aralık 1936, İstanbul). Türk şair ve düşünce adamı, Burdur Milletvekili, İstiklâl Marşı şairi olması bakımından da Millî Şair ismini almıştır.Mehmet Akif, Hicri 1290 yılı Şevval ayında (Aralık 1873), İstanbul’da Fatih’in Sarıgüzel mahallesinde, ailesine ait evde dünyaya geldi. Bir medrese hocası olan babası doğumuna ebced hesabıyla tarih düşerek hicri 1290 rakamına karşılık ona Rağıyf adını verdi, ancak bu yapma kelime anlaşılmadığı için çevresi onu Akif diye çağırıldı. Yalnızca babası vefatına kadar oğluna Rağıyf adıyla seslendi.

Eserleri

  • Safahat 1911
  • Süleymaniye Kürsüsünde 1911
  • Hakkın Sesleri 1912
  • Fatih Kürsüsünde 1913
  • Hatıralar 1917
  • Asım 1919
  • İstiklâl Marşı 1921 (Şair bu eserin kendisine değil, Türk milletine ait olduğunu belirterek, onu Safahat’a dahil etmemiştir.)
  • Gölgeler 1933

kaynak: wikipedia.org

Mehmet Emin Yurdakul

Aralık 30, 2007 by admin  
Filed under edebiyatçılar

Mehmet Emin Yurdakul (1869-1944), Cumhuriyet dönemi Türk şairlerdendir. Türk Milli Edebiyat akımının öncü şairleri arasında yer almıştır. Ulusçu, halkçı görüşleri savunan şiirler yazmıştır.

Türk Ocağı’nın kurucuları arasında yer aldı ve başkanı oldu. Mayıs 1919′da Sultanahmet Meydanı’nda düzenlenen mitingte ünlü olan bu kelimeleri savundu:

“Demir ve ateş; kardeşler ben bunlarla hiçbir vatan ve ırkın öldüğünü işitmedim. Şerefli bir tarih ve medeniyete, sağlam bir fazilet ve ahlâka, zengin bir şiir ve edebiyata, dinî ve millî ananelere, ırkî ve vatanî hatıralara mâlik olan bir milletin mahvolduğunu tarih göstermiyor…”

Cumhuriyetin ilk yıllarında önce Şebinkarahisar sonra Şanlıurfa ve İstanbul milletvekilliği yapmıştır.

Kitapları

  • Türkçe şiirler, 1899
  • Türk Sazı, 1914
  • Ey Türk Uyan, 1914
  • Tan Sesleri, 1915
  • Zafer Yolunda, 1918
  • Aydın Kızları, 1919
  • Dante’ye, 1920
  • Mustafa Kemal, 1928
  • Ankara, 1939

kaynak: wikipedia.org

Mehmet Fuad Köprülü

Aralık 30, 2007 by admin  
Filed under edebiyatçılar

Prof.Dr.Mehmet Fuat Köprülü (1890-1966), İstanbul (Erkek) Lisesi mezunu, Türk tarihçi, edebiyat araştırmacısı ve siyaset adamıdır.

Fuat Köprülü 4 Aralık 1890’da İstanbul’da doğdu. Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa’nın soyundan gelmektedir. Edebiyat ve tarih alanında ilerlemek için hukuk öğrenimini yarıda bıraktı.

1909’da Fecr-i Ati topluluğuna katıldı. Şiirlerini 1913’e kadar Mehasin ve Servet-i Fünun dergilerinde yayımladı. Bu yıllarda “Milli Edebiyat” ve “Yeni Lisan” akımlarına karşıydı. 1910’dan sonra İstanbul’un çeşitli okullarında Türkçe ve edebiyat okuttu, liselerin edebiyat programını düzenledi. Ziya Gökalp çevresine girdikten sonra Milli Edebiyat akımını benimsedi; Türk tarihinin ilk dönemlerine kadar indi, ilk Türk topluluklarının tarih ve edebiyatlarını inceledi. 1913’te, Halit Ziya Uşaklıgil’den boşalan İstanbul Darülfünunu Türk Edebiyatı Tarihi müderrisliğine getirildi. Aynı yıl Bilgi dergisinde Türk edebiyatının hangi yöntemle incelenmesi gerektiğini tartışan “Türk Edebiyatı Tarihinde Usul” adlı yazısı çıktı.

İlk büyük yapıtı Türk Edebiyatı’nda İlk Mutasavvıflar’ı yayımlandı. 1923’te Edebiyat Fakültesi dekanı oldu, Türkiye Tarihi adlı kitabını çıkardı. 1925’te Türkiyat Mecmuası’nı çıkarmaya başladı, ünü giderek dünyaya yayıldı, birçok uluslar arası kongreye Türkiye temsilcisi olarak katıldı. 1928’de Türk Tarih Encümeni başkanlığına seçildi. 1931’de Türk Hukuk Tarihi Mecmuası’nı çıkarmaya başladı; 1932-1934 arasında Divan Edebiyatı Antolojisi’ni çıkardı. 1933’te ordinaryüs profesör oldu, İstanbul Üniversitesi’nde birkaç kez dekanlık yaptı. 1934’te siyasete atılarak Kars milletvekili oldu. 1936-1941 arasında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’yle Siyasal Bilgiler Okulu’nda ders verdi. 1935’te, Paris’te Türk Tetkikleri Merkezi’nde verdiği konferansların toplamı olan Les Origines de L’Empire Otoman (Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşu) adlı kitabı yayımlandı ve büyük yankı uyandırdı. Heidelberg, Atina ve Sorbonne üniversitelerince onursal doktorluk sanı verilen, bilim kuruluşlarınca onur üyeliğine seçilen Köprülü 1941’den sonra İslam Ansiklopedisi’nin yayımına katıldı. V.(Ara Seçim), VI., VII. Dönem Kars, VIII., IX., X. Dönem İstanbul Milletvekilliğine, hem de İstanbul ve Ankara Üniversitelerindeki görevlerine devam etti.

Demokrat parti kurucularındandır.Demokrat Parti iktidara gelince dışişleri bakanı oldu. 1956’ya kadar sürdürdüğü bu görevi sırasında Türkiye’nin NATO’ya girişinde etkin rol oynadı. 5 Temmuz 1957′de Demokrat Partiden resmen istifa ederek aynı yıl Hürriyet Partisi ne girdi. Asıl yararlı çalışmalarını Türk Edebiyatı ve Türk Halk Edebiyatı araştırmaları oluşturur. Çok verimli bir araştırmacı olan Köprülü, ardında 1500ü aşkın kitap ve makale bırakmıştır.

Mehmet Fuat Köprülü 28 Haziran 1966’da İstanbul’da, direge carparak kaldırıldığı Baltalimanı Hastanesi’nde öldü. Çemberlitaş’taki Köprülü Türbesi’nde babasının yanına gömüldü.

Başlıca Eserleri

  • Yeni Osmanlı Tarih-i Edebiyatı (1916)
  • Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar (1919-1966)
  • Nasrettin Hoca (1918-1981)
  • Türk Edebiyatı Tarihi (1920)
  • Türkiye Tarihi (1923)
  • Bugünkü Edebiyat (1924)
  • Azeri Edebiyatına Ait Tetkikler (1926)
  • Milli Edebiyat Cereyanının İlk Mübeşşirleri ve Divan-ı Türk-i Basit (1928)
  • Türk Saz Şairleri Antolojisi (1930-1940, üç cilt)
  • Türk Dili ve Edebiyatı Hakkında Araştırmalar (1934)
  • Anadolu’da Türk Dili ve Edebiyatı’nın Tekamülüne Bir Bakış (1934)
  • Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu (1959)
  • Edebiyat Araştırmaları Külliyatı (1966)
  • İslam ve Türk Hukuk Tarihi Araştırmaları ve Vakıf Müessesesi (1983, ölümünden sonra)

kaynak: wikipedia.org

Mehmet Rauf

Aralık 30, 2007 by admin  
Filed under edebiyatçılar

Mehmet Rauf (d: 12 Ağustos 1875 - ö: 23 Aralık 1931) Türk edebiyatçı. İstanbul’da doğmuş ve küçük yaşta edebiyat ile ilgilenmeye başlamıştır. Bahriye Okulu’na gitmiş İngilizce ve Fransızca öğrenmiştir. Yakından takip ettiği Halit Ziya’nın eserlerine ve realizm akımına ilgi duymuştur. Fransız yazar Paul Bourget’yi okur ve ondan etkilendi. 1896 yılından itibaren Servet-i Fünûn’da yazmaya başladı.

Romanlarında genelde İstanbul ve çevresinde yaşayan seçkin ailelerin arasında geçen aşk ilişkilerini konu almıştır. Zaman zaman şiirler de yazmıştır.

Eserleri

Romanları:

  • Eylül
  • Ferda-ı Garam
  • Karanfil ve Yasemin
  • Genç Kız Kalbi
  • Böğürtlen
  • Son Yıldız
  • Halas
  • Ceriha
  • Kan Damlası

Hikaye kitapları:

  • İhtizar
  • Son Emel
  • Aşk Kadını
  • Eski Aşk Geceleri
  • İlk Temas
  • İlk Zevk
define

Oyun:

  • Pençe

Düzyazı şiirler:

  • Siyah İnciler

kaynak: wikipedia.org

Mehmet Ruhi Su

Aralık 30, 2007 by admin  
Filed under müzisyen

Mehmet Ruhi Su, 1912 yılında Van’da doğdu. Memur olarak çalışan babasının tayini ve ataması vesilesiyle Van’a yerleşti ve çocukluğunun büyük bir bölümünü burada geçirdi. Genç yaşlarda babasını ve kısa zaman sonra da annesini kaybetti. Çocukluğunun geri kalan ve gençlik yıllarını yanlarına verildiği yoksul bir aile ve daha sonra da öksüzler yurdunda geçirdi. Bir ara İstanbul’da askeri okullarda okudu, ancak müzik sevgisi onu yeni arayışlara itti. Adana Öğretmen Okulu’nda okurken, Ankara’ya Müzik Öğretmen Okulu’na (Musiki Muallim Mektebi) girmeyi başardı.1942`de Ankara Devlet Konservatuarını`nın Şan bölümünü bitirdi. Aynı yıllarda sırasıyla Ankara Cebeci İkinci Ortaokulu`nda sonra Hasanoğlan Köy Enstitüsü`nde müzik öğretmenliği yaptı.Cumhurbaşkanlığı Orkestrası’na seçildi, konservetuarın opera bölümünde de okudu ve daha sonra da Devlet Operası’nda çalıştı. Devlet Operası sanatçısı olarak, Bastien Bastienne, Satılmış Nişanlı, Madame Butterfly, Fidelio, Tosca , Yarasa, Aşk iksiri, Rigoletto, Figaro’nun Düğünü, Maskeli Balo ve Konsolos gibi operalarda rol aldı. Türk Opera Sanatı’nın temelinde Ruhi Su’nun da katkısı büyüktür.

Ankara Radyosu`nda onbeş günde bir yayınlanan türkü programları düzenledi; Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi`nde büyük bir koro oluşturdu.Aldığı klasik batı müziği eğitimi , ömrü boyunca kendini adadığı türkülerin yorum ve icrasına yaklaşımının kurumsal temelini oluşturdu.

Ruhi Su, sosyalist dünya görüşü nedeniyle 1952-1957 yılları arasında 1951 TKP tevkifatı dolayısı ile hapis yattı. 1960′ta İstanbul’da Taksim Belediye Gazinosu’nda sahneye çıkan Ruhi Su, bir yandan da halk türkülerini kaydedip, arşivleme görevini üstlendi. Bu arada radyoda da ‘Basbariton Ruhi Su Türküler Söylüyor’ anonsuyla sunulan bir radyo programı yaptı. Bu programlardan birinde söylediği “Serdari Halimiz Böyle N’olacak? Kısa çöp uzundan hakkın alacak” türküsü nedeniyle radyodaki işine son verildi.

Söylediği türkülerdeki siyasi vurgular yüzünden aleyhinde kampanyalar başlatılan ve işini kaybeden sanatçı, türküleri derleyip, yeniden yorumlama işine kendi başına devam etti. 1975′te Dostlar Korosu’nu kurdu. 1978′den sonra ürettiği kasetlerle halk müziğinin, yaygınlaşmasına büyük katkıda bulundu. Aydınlara türkü dinlemeyi öğreten kişi olarak da bilinir.

Ruhi Su, 12 Eylül yönetiminin engellemeleri yüzünden yurtdışında tedavi şansı bulamadı ve 20 Eylül 1985′te öldü. Mezarı İstanbul Zincirlikuyu’dadır. Ruhi Su’nun cenaze törenine binlerce kişi katıldı ve cenaze 12 Eylül döneminin ilk büyük kitle gösterisi haline dönüştü. Cenazede gözaltına alınan 163 kişi İstanbul siyasi şübede 15 gün süreyle gözaltında tutuldu.

Kendisi Alevi Deyişlerini okumuş, Pir Sultan’ın, Hatayi’nin ve diğer ozanların deyişlerini yorumlamıştır. Nazım Hikmet’in şiirlerini ilk besteleyenlerdendir. 1954′te hapisteyken söylediği Mahsusmahal adlı türküsüyle ünlendi.

Ruhi Su’nun sesini korumadaki hassasiyeti hakkında pek çok anlatı vardır. Bunlara göre Ruhi Su, sesine zarar vermemek için kuruyemiş ve çamaşır suyundan uzak dururmuş. Sorulduğunda, sesini korumadaki bu hassasiyetinin sanata ve dinleyenlere saygısından kaynaklandığını ifade edermiş.

Ruhi Su, ölümüne kadar 16 tane 45′lik plak, 11 uzunçalar çıkardı. Ölümünden sonra kurulan Ruhi Su Kültür ve Sanat Vakfı aracılığıyla eşi Sıdıka Su (ölüm 18 Ekim 2006) ve oğlu Ilgın Su özel arşivlerdeki ses kayıtlarından yararlanarak plak, kaset ve CD üretimini sürdürdüler. Vakfın merkezi Beyoğlu, İstanbul’dadır.

Sanatçı hakkında Ajans21 tarafından, Ezgili Yurek: Ruhi Su 1995 (24 dk) adında bir belgesel hazırlanmıştır. Bu belgesel Ruhi SU hakkında hazırlanan ilk belgeseldir. Bunun dışında Avusturya Belgeseli ve Ruhi Su Belgeseli (Hilmi Etikan) adlarında iki belgesel film de Ruhi Su Kültür ve Sanat Vakfı aracılığıyla gösterilmektedir.

Bir Alevi Deyişi
“Ellerin Kâbesi var
Benim Kâbem insandır
Kuran da kurtaran da
İnsanoğlu insandır

Albümleri

  1. (1971) Seferberlik Türküleri Ve Kuvayi Milliye Destanı
  2. (1972) Yunus Emre
  3. (1972) Karacaoğlan
  4. (1972) Pir Sultan Abdal
  5. (1974) Şiirler - Türküler
  6. (1974) Köroğlu
  7. (1977) El Kapıları
  8. (1977) Sabahın Sahibi Var
  9. (1993) Semahlar
  10. (1993) Çocuklar, Göçler, Balıklar
  11. (1993) Zeybekler
  12. (1986) Pir Sultan’dan Levni’ye
  13. (1993) Ezgili Yürek
  14. (1993) Ekin İdim Oldum Harman
  15. (1987) Kadıköy Tiyatrosu Konseri I
  16. (1987) Kadıköy Tiyatrosu Konseri II
  17. (1988) Beydağı’nın Başı
  18. (1988) Dadaloğlu Ve Çevresi
  19. (1989) Huma Kuşu Ve Taşlamalar
  20. (1990) Sultan Suyu “Pir Sultan Abdal’dan Deyişler”
  21. (1991) Dostlar Tiyatrosu Konseri (Sümeyra Çakır İle Birlikte)
  22. (1992) Ankara’nn Taşına Bak
  23. (1993) Uyur İken Uyardılar
  24. (1994) Barabar
  25. (1995) Aman Of

kaynak: wikipedia.org

Mehmet Ağar

Aralık 21, 2007 by admin  
Filed under Siyaset

Mehmet Ağar 1951 yılında Ankara’da doğdu. Babasının memuriyeti dolayısıyla 1957 yılında Urfa’da başladığı ilkokulu, Gümüşhane, Bolu, Adana, Ankara ve Erzincan’da; Erzincan’da başladığı ortaokulu, Kayseri, Diyarbakır ve Uşak’ta bitirdi.Liseye Ankara’da başladı ve 1968 yılında Haydarpaşa Lisesi’nden mezun oldu. Aynı yıl girdiği Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Emniyet Genel Müdürlüğü bursu ile okudu ve Maliye bölümünden mezun oldu.İlk devlet memuriyeti Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Dairesinde ve ardından Cumhurbaşkanlığı Koruma Müdürlüğü’nde Komiserlik yaptı.

1976′da Ankara vilayeti kaymakam adayı olarak İçişleri Bakanlığı’nda göreve başladı. İznik ve Selçuk ilçelerinde kaymakam vekili olarak, Torul ve Delice ilçelerinde kaymakam olarak görev yaptı.

1980 Ocak ayında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdür Muavini,
1981 mayıs ayında Asayiş şube müdürü oldu.

1984-88 arasında Terör ve Asayişten sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı olarak çalıştı.
1988′de Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne
1990′da İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne,
1992′de Erzurum Valiliği’ne,
1993 Temmuzunda Emniyet Genel Müdürlüğüne, atandı.
1995′de Elazığ Milletvekili seçildi.

1996′da 53. Hükümette Adalet Bakanı,

54. Hükümette İçişleri Bakanı olarak görev yaptı.

Emniyet Genel Müdürü, Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı olarak görev yaptığı bu dönem, ülkenin var olma mücadelesini yaptığı zor bir dönemeçti.

1999 ve 2002 seçimlerinde Elazığ’dan bağımsız milletvekili adayı oldu. Elazığlıların teveccühü ile millete dayalı siyasetin örneğini tüm Türkiye’ye göstererek, iki dönem üst üste Elazığ’dan Bağımsız Milletvekili oldu.

14-15 Aralık 2002 tarihleri arasında yapılan DYP 7. Olağan Kongresi’nde ilk turda salt çoğunluğu sağlayarak Doğru Yol Partisi’nin yeni Genel Başkanı seçildi.

14-15 Mayıs 2005 Tarihlerinde yapılan 8. Olağan Büyük Kongre’de 1071 oyla tekrar Genel Başkanlığa seçildi.

Ağar, 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde partisinin yüzde onluk ülke barajını aşamaması üzerine genel başkanlık görevinden istifa etmiştir.

Sonraki Sayfa »